Ağırlama Sanatı

Kimine göre bir otel, sadece bulutsu bir yastık ile şilteden ibarettir; kimine göre ise içi güzel şeylerle dolu bir mini bardan, oda servisi lüksünden veya günışığı geçirmeyen kalın perdelerden… Kimine göre ise çok daha fazlasıdır: Nefes kesici ücra bir doğa parçasındaki sığınağınızdır (bakınız Fethiye’deki Yediburunlar Lighthouse veya Galapagos Adaları’ndaki Pikaia Lodge); sizi yerel mutfak ve ürünleriyle tanıştıran bir elçidir (bakınız Kazdağları’ndaki Zeytinbağı veya Şili’deki şarap oteli Vina Vik); sahibinin sesidir (bakınız Safranbolu’daki Gülevi veya Amsterdam’daki Maison Rika); bir arkadaş kulübü gibidir (bakınız Bozburun Yacht Club veya Portekiz’deki Areias do Seixo Charm Hotel & Residences). Kısacası, sizin başka bir dünyaya geçidinizdir.

BENZER YAZI:  Vietnam'da lezzet turu

İyi bir otel, aslında başlı başına bir destinasyondur; sadece orada kalma tecrübesini yaşamak için bile yola çıkmaya değer. Travel+Leisure tam da bunun bilinciyle her yıl yerli ve uluslararası editörlerinin katkısıyla Cool Oteller listesini hazırlayarak, oyunun kuralını değiştirenleri tespit ediyor. Bu yıl listeye dünyadan 43 otel girdi (Türkiye’den Raffles Istanbul dahil). Listeyi incelediğinizde, sadece size kalacak bir yer sağlamaktan çok daha fazlasını yapan işletmeler görecek ve kim bilir belki de onların çağrısına kapılıp yeni yerler keşfedeceksiniz.

Öte yandan, ağırlama sanatına ayırdığımız bu özel sayıda, başka sıra dışı konaklama mekanlanyla da tanışacaksınız. Mekong Nehri boyunca Vietnam’dan Kamboçya’ya uzanarak alışılmadık bir Güneydoğu Asya turu sunan, yeni nehir gemisi Aqua Mekong onlardan biri. Yüzen pazarlar, manastırlar ve su kıyısında gelişmiş köy hayatına sizi karıştıran farklı bir seyahat biçimi vaat ediyor. Kalifoniya’nın nüdistleri ve tabu deviren hippilerinin 6o’lı yıllarda meşhur ettiği Esalen Institute ise doğaya yakın bir hayat ve kişisel dönüşüm mottosuyla geleneği sürdürüyor. Son olarak rotayı İstanbul’a çeviriyoruz: Soyağacı,1800’lerin sonunda New York’un en etkili 40o ismi için düzenlediği davetlerle efsaneleşen Madam Astor’a dayanan St. Regis İstanbul bu ay kapılarını açıyor. Maçka sırtlarındaki bu minimalist Art Deco stili mekönın, Los Angeles’tan ithal restoranı Spago ve Maçka Parkı manzaralı teraslanyla, şehrin yeni cazibe merkezi olması an meselesi. Bu sayıda, iyi tanıdığımızı sandığımız bazı şehirlerin de farklı bir enerjiyle kuşandığını göreceksiniz. Bunların başında, Avrupa’nın son zamanlarda tahtını Leipzig’e kaptırır gibi olan alternatif çocuğu Berlin; Rönesans estetiğine çağdaş sanatı ve yenilikçi mekönları da katmaya başlayan Floransa ve Macchu Picchu’nun gölgesinde kalmış Peru şehri Cusco geliyor. Daha önce görmüş olsanız dahi şehirlerin de kendilerine ait bir hayatı olduğunu ve karakterlerini durmaksızın yenileme potansiyellerini göz ardı etmemekte fayda var! —ÖZGÜR GEZER

BENZER YAZI:  Yalnız kadın gezginler için en güvenli yerler

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir