İstanbul’un hazinesi Sultanahmet

Browse By

sdds
sdsdsds

Anıtların, camilerin, antik yapıların, sarnıç ve sarayların süslediği Sultanahmet semti, İstanbul’un en önemli merkezlerinden biri. İki imparatorluğun başkentine merkez olmuş Sultanahmet, Ramazan ayında bir başka güzeldi.

Ayasofya Müzesi

Sultanahmet Meydanı‘nın en görkemli yapısı ve dünyanın en büyük kilisesi olma özelliğini taşıyan Ayasofya, günümüzde Londra‘daki St. Paul’s, Roma‘daki St. Peter’s, Milano‘daki Doumo‘nun ardından dünyanın dördüncü büyük eski kilisesi. Görünümü ve boyutlarıyla hayret uyandıran, 481 yıl boyunca cami olarak kullanılan Ayasofya, 1934’te müzeye çevrilmiş. 
Bahçesi, sultan türbeleri ve mozaikleri ile ilgi çeken müzenin en önemli ayrıntıları ise sütunları. Ortada göreceğiniz yeşil sütunlar, Efes‘teki Artemis Tapınağı‘ndan; kırmızı sütunlar ise Mısır‘da yapıldıktan sonra taşındıkları bir Roma arenasından getirilmiş. 

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı, I. Jüstinyen tarafından (527-565) yaptırılarak yüzyıllarca Bizans‘ın su ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamış. İstanbul‘un fethinden ancak yıllar sonra Osmanlılar tarafından fark edilen bu su kaynağı, serinlemek ve zamanın dışına kaçmak için ideal bir sığınak. 138 x 64.6 metre boyutlarındaki sarnıç, toplam 336 sütun tarafından taşınıyor.

İbrahim Paşa Sarayı (Türk ve İslam Eserleri Müzesi)

Türk ve İslam sanatı eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesi olan ve 1914’te ziyarete açılan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 16. yüzyıl Osmanlı sivil mimari örneklerinin en önemlilerinden biri. Kırk bin eseri aşan koleksiyonuyla dikkat çeken müzede halı, elyazmaları ve hat sanatı, ahşap eserler, taş sanatı, seramik ve cam, maden sanatı, etnografya bölümleri bulunuyor. Müze binasında bu günlerde restorasyon çalışmaları devam etmekte.

Sultanahmet Camii 

Sayısı 20 bini geçen İznik çini levhalarından dolayı, “Mavi Cami” olarak da bilinen eser. Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’nın dehasının ürünü. Ayasofya’nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul’un merkez camii konumunu alan cami, külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biri. Sultanahmet ayrıca, Türkiye’nin altı minareli ilk camii… 

Haseki Hürrem Hamamı

Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasındaki Haseki Hürrem Hamamı, Kanuni‘nin sevgilisi Rus asıllı Hürrem Sultan tarafından ısmarlanmış ve Mimar Sinan tarafından İstanbul’daki en büyük hamam olarak inşa edilmiş.

Topkapı Sarayı

Osmanlı İmparatorluğu‘nun, başkent İstanbul’da yönetim sarayı ve hanedanlık ikametgâhı olarak kullandığı Topkapı Sarayı, Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk‘ün emriyle müze haline getirildi. Sultanlar tarafındandın yaptırılan ek yapılarla görkemli bir görünüm kazanan saray, Osmanlı devlet kurumlaşmasının önemli bir yansıması. Dünyaca ünlü Kaşıkçı Elması, Dört Taht ve Topkapı Hançeri; seramik, cam ve gümüş işleri; silahlar, zırhlar, kıyafetler, minyatürler ve elyazmaları ile duvar saatleri sarayın en cazip objelerini oluşturuyor.

Arkeoloji Müzesi

19. yüzyıl sonlarında, ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından İmparatorluk Müzesi olarak kurulan ve dünyanın en büyük müzeleri arasında yer alan Arkeoloji Müzesi’nde Balkanlar‘dan Afrika‘ya, Anadolu‘dan Mezopotamya‘ya ve Arap Yarımadası‘ndan Afganistan‘a kadar Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan medeniyetlere ait yüzlerce eser sergileniyor. 

Soğukçeşme Sokağı

Ayasofya’nın kuzeyiyle Topkapı Sarayı’nın dış duvarları arasında kalan Soğukçeşme, restore edilen eski bir İstanbul sokağı. Sivil Osmanlı mimarisini yansıtan bir dizi cumbalı, iki katlı evin bitişik nizam sıralandığı sokağın günümüzdeki sakinleri, Sarnıç adıyla restorana çevrilen Bizans sarnıcı, Fahri Korutürk’ün çocukluğunun geçtiği tarihi ev.

Yeşil Ev

Reji Nazırı Şükrü Bey Konağı adıyla da bilinen Yeşil Ev, 18. yüzyıla özgü sivil mimarinin seçkin örneklerinden. 1980’lerde yıkılmak üzereyken Turing tarafından restore edilen konak, 1984’ten beri, Sultanahmet’in misafir ağırlayan en güzel mekânlarından biri…

Akbıyık Caddesi 

Sultanahmet’te meydan ve çevresindeki tarihi gezinin sonunda karnınızı afiyetle doyurup, hem yorgunluğunuzu atacağınız hem de eğlenebileceğiniz capcanlı bir adres bulunuyor. Otel ve hostellere ait kafe, restoran ve barların doldurduğu Akbıyık Caddesi, barlar sokağı olarak da anılıyor. Turistlerin yanı sıra İstanbul gecelerinde ezber bozmak niyetiyle alternatif arayanları kendine çeken bir bölge aynı zamanda. Sultanahmet’teki barlar sokağında hemen her mekânın terası da mevcut ve İstanbul manzarasını izleyebilirsiniz. 

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir