Seyşeller harikaları Praslin ve Silhouette

Browse By

sdds
sdsdsds

Doğa harikası Praslin…

Praslin ise 12 kilomtrelik uzunluğu ve 5 kilometrelik genişliği ile bölgenin Mahe’den sonraki ikinci büyük adası. Mahe‘den 40 kilometre uzakta bulunan, tekne ile iki saatte ulaşabileceğiniz Praslin adası, uçak ile sadece 15 dakikalık mesafede. 38 kilometrekarelik alanı ile Şeyseller’in ikinci büyük adası olan ve 18. yüzyılda Arap tüccarların evi olarak bilinen Praslin vaktiyle bir korsan barınağıymış. Ada zaten halen korsan filmlerinde izlediğimiz doğal dokusunu korumakta. Tüm tatiliniz boyunca gözlemleyeceğiniz üzere doğallığı bozmadan yaratılmış bir turistik takımada grubu Seyşeller. Adadan adaya doğal fauna ve bitki örtüsü bir miktar fark etse de doğal doku aynı, adaların hepsinde hep aynı el değmemişlik var göze çarpan… Seyşelleri ve özellikle Praslin’i bu denli özel kılan şey turistik tesislere ait tüm yerleşimin doğal dokuya zarar vermeden, yapılmış olması zaten. Seyşellerle ilgili naçizane tavsiyem, gelmişken doğanın binbir türlü halini yansıtan birkaç adayı birden görmeniz, birkaç oteli birden deneyimlemeniz olacaktır. Her birinde benzer ancak ayırt edici bir takım farklı özelliklere sahip bir dokuyla karşılaşacaksınız. 
Mahe adasına kıyasla üzerindeki yerleşimin hissedilmediği çok daha sakin bir ada Praslin.  Üzerinde yer alan pek çok otel, tatil yeri ve kamp alanına rağmen son derece tenha bir görünüm sunuyor. Otellerde de durum aynı şekilde, neredeyse her mevsim doluluğunu koruyan otellerdeki doluluğun yağışlı mevsimlerde bile %90 olduğuna inanmak gerçekten güç. Dalga sesleri ile birleşen ağaçların hışırtısı ile bezeli doğa özlemini duyduğunuz kadar güzel ve özel… Adayı çevreleyen beyaz kumsallı kıyıları ise zaten anlatılmayıp yaşanacak cinsten…  Bizim kaldığımız Constance Lemuria Resort, hem deniz kıyısındaki konumu hem de ormanın içindeki tabiatıyla özlemini duyduğumuz doğa duygusunu fazlasıyla yaşattı bize. Doğayla ilgili özlemini duyduğumuz her ne varsa bulduk Lemuria‘da. Adanın en güzel köyü olarak bilinen Grand Anse‘de yer alan Lemuria jungle’ı andıran ormanlık alanları ile gerçekten de doğayala bütünleşebileceğiniz müthiş bir yer. Grand Anse ve Baie St. Anne köyü dışında adanın doğu kıyısındaki Anse Lazio ve UNESCO tarafından korumaya alınan muhteşem Valle de Mai / Mai vadisi gerçekten görülmeye değer. Macera tutkunları için 38 kilometrekarelik adanın çevresini bisikletle dolaşmak harika bir fikir olabilir. Bir de vaktiniz ve ilginiz varsa eğer, siyah kültür incileri yetiştiren siyah inci tarlasını ziyaret edebilirsiniz. 

Huzur adası; Silhouette

Mahe’nin 20 kilometre kuzeybatısında yer alan ve 20 kilometrelik yüzölçümüyle Seyşeller’in üçüncü büyük adası olan Silhouette‘i diğer adalardan farklı kılan granit yapısı. Granit kayaları, verimli yağmur ormanları ve etkileyici koylar arasına yerleştirilmiş kumsallarıyla Silhouette az nüfuslu bir inziva adası. Üzerinde sadece tek bir otel bulunan ada, bölgeye özgü nadir rastlanan pek çok bitki ve hayvan türüne de ev sahipliği yapıyor. Bir dönem soyu tükenmekle karşı karşıya kalınan ve koruma altına alınan dev kaplumbağalarla kuyruklu yarasalar adanın gerçek sahipleri. Adanın el değmemiş mercan kayalıkları arasında şnorkelle dalış yapmanın eşsiz bir deneyim olacağı kesin, ancak adanın denizi kadar granit tepeleriyle kaplı kara alanları da görlemeye değer. 
Silhouette’i gezecekseniz eğer mayıstan eylüle kadar olan yaz aylarını tercih etmelisiniz. Silhouette’e Mahe’den helikopter, tekne ya da da deniz uçağıyla adaya geçiş yapabilirsiniz. Eşsiz bir tropik cennet; La Digue 5 kilometre uzunluğu, 3 kilometre genişliği ile yaklaşık 6,5 kilometrekarelik alana sahip olan La Digue, Praslin’den günübirlik turlarla ulaşabileceğiniz eşi görülmemiş tropik bir cennet. Keşfedilecek, resmedilecek onlarca koy var, adanın sahil kesimini şekillendiren bu kaya oluşumları arasında. Adada ulaşım aracı yok denecek kadar az. Keşif turları genellikle yürüyerek ya da bisikletle yapılıyor.  Bizdeki at arabalarını yerine öküz arabaları gözünüze çarpıyor. Adadaki tüm taşımacılık işleri bu öküz arabalarıyla yapılıyor. Ancak La Digue’in iç bölgelerinde arazi Eagle’s Nest / Kartal Yuvası Dağı’nın etkisiyle deniz seviyesinden 300 metre yüksekliğe kadar ulaşıyor. Bu durumda sıcağın altında adanın iç kesimlerini bisikletle gezmek sizi biraz zorlayabilir. Bisiklet ya da yürümek bize göre değil derseniz, tekneden indiğiniz noktada ayarlayacağınız arkası açık küçük kamyonet türü arabalarla da gezebilirsiniz adayı. Zaten tekneden indiğiniz anda adalılar “neyle gezemek istersiniz adayı” diye direkt gelip soruyorlar. Böylesine özel bir adada özel bir ada gezisi için ada üzerinde 10 dakikalık bir helikopter turu ya da ada çevresinde 30 dakikalık bir bot turu yapmanız da olası. Sahillerden el değmemiş kumsallarıyla ünlü Anse Source d’Argent ve Anse Peirrot, kaplumbağaları, vanilya ağaçları, el işi ürünleri ile deniz kanarında keşfedeceğiniz, kelimenin tam anlamıyla mükemmel yerler. Adanın ilgi çeken bir diğer yeri ise batı kıyısındaki La Passe limanı ve kurutulmuş hindistan cevizi üreti ile tekne yapımı gibi geleneksel uğraşların halen devam ettiği L’union Estate. Nefes kesen plajların yanı sıra; özel kuş türleri ile vanilya plantasyonlarına ev sahipliği yapan adada Saint Cloud Şatosu gibi koloni döneminden kalma muhteşem evlere rastlayabilirsiniz. Konaklamak isteyenler için mütevazı otel ve pansiyonlar da var adada. La Digue’i görmeden kesinlikle Seyşeller’den dönmeyin derim! Bu adayı görmemek size çok şey kaybettirebilir!

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir