Sokağa taşan sanat

Metrolardan hastane ve gym’lere, sinemayı günlük yaşamımızın içine sokan Art by Chance Ultra Kısa Film Festivali‘nin kurucusu Hatice Çağlar, sinemayı sokağa indiriyor.

+ Art by Chance, nasıl boyundan büyük işler yapan bir kısa film festivaline dönüştü?
– Bir gün metroda oturuyordum; ekranda belediyenin kanalizasyonu nasıl yenilediğiyle ilgili bir film vardı. Keşke burada daha anlamlı bir şeyler olsa, dedim. Sonra, bu ekranlarla ilgili projesi olan biriyle tanıştım ve bir kısa film festivali yapmak üzere (bundan beş sene önce) yola çıktık. Tam da kamusal alanda sanat üzerine algımın yükseldiği bir dönemdi. Bir musluk tamircisi ile bir akademisyenin aynı anda aynı şeyi görme ve bundan farklı esinlenme (ya da hiç esinlenmeme ihtimalini), bu karşılaşmanın kendisini önemsiyorum. Grafiti ve müzik gibi, filmin de sokağa inmesi fikri bizi çok heyecanlandırdı. Ama festivali Türkiye ile de sınırlamak istemedik, çünkü reklam ve enformasyon oynatan bu dijital medya alanları dünyanın her yerinde var. Böylece bu ekranları işleten networkler ile dünya çapında iletişime geçerek, ikna sürecine girdik.

+ Festivalde neler göreceğiz?
– Festivale katılanların, 30 saniyede bir hikâye anlatması gerekiyor. Her yıl bir tema veriyoruz. Modern şehir hayatında sürekli hareket halindeki insanların gündemindeki kavramlar bunlar: Yolculuk, Zaman, Değişim, Ev gibi. Bu yılın teması ise Keşif. Aslında yaptığımız şey; katılan filmler arasından 20-25 tanesini seçip uç uca ekleyerek metropol hayatına bırakmak. Bu dijital ekranları işletenlerin genelde belli bir loop’u var; Art by Chance filmleri de aralarda periyodik olarak dönecek.

+ Nerelerde rastlayabiliriz?
– İDO’ya bu yıl girdik. Hillside gym’lerindeki ekranlarda olacağız. Hastane ekranlarında. Başka Sinema oluşumunun gösterim aralarında. Dünyada ise beklenmedik yerlerde varız. Almanya’da büyük bir teknoloji mağazasında, Amerika’da büyük bir alışveriş merkezi network’ünde, Roma ve Milano metrosunda, Brezilya’da otobüslerinde ve daha pek çok yerde…

+ Son zamanlarda seni en derinden etkileyen kısa filmler ve yönetmenleri?
– Malcolm Clarke’dan “The Lady in Number 6: Music Saved My Life”, Simon Messa Toso’dan Leidi, Alexandre Espigares’den Mr. Hublot.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir