Peru’nun Muhteşem Antik Kenti Cusco

Browse By

sdds
sdsdsds

Machu Picchu’nun var ettiği mütevazı Peru kasabası Cusco, her yıl bu antik kenti görmeye gelen yüzbinlerce turisti ağırlıyor. Şimdi ise geçmiş zamanın ihtişamından aldığı güçle yüzünügeleceğe dönen ve hızla gelişip serpilen şehir, modern bir İnka harikası olma yolunda.

Yaşlı kadın kaburgalarıma sertçe dirsek atıyor. Ufak tefek, Perulu, yüzü çok kırışmış. Siyah saçları örgü şeklinde sırtına kadar uzanıyor. Şapka takmıyor. Göz göze geldiğimizde başıyla arkamda kalan bir şeyi işaret ediyor. Arkamı dönüyorum ve sis, güneş huzmeleri, bulutlar, parıldayan yağmur damlaları ve bir gökkuşağı görüyorum. Birbirlerine karışıp dağılıyorlar; vadinin öteki tarafındaki adeta şeffaf, koyu yeşil dağ manzarasının önünde yüzerek tekrar tekrar kaybolup ortaya çıkıyorlar. Tekrar kadına dönüyorum ve ikimiz de gülümsüyoruz. Benden çok daha az dişi var. Bankta oturarak ebediyen tekrarlayan bu eşsiz görüntüyü izliyoruz —ne kadar zaman geçtiğini bilemiyorum.

Bir daha Machu Picchu’ya geleceğimi düşünmezdim. Gizemli bir geçmişi olan doruktaki bu Shangri-la’yı nerdeyse 20 yıl önce tecrübe etmiştim. Güneş Tapınağı’nda şafağın sökmesini izlemiştim, Huayna Picchu’ya tırmanmıştım, gece gece gizlice antik kaleye gitmiştim. Anladığım kadarıyla, herkes gibi unutulmaz bir deneyim yaşamıştım. Ve Machu Picchu’ya gelen hemen her yabancı gibi, Kutsal Vadi’den 120 kilometre aşağıdaki Cusco şehrinde kalmıştım. Machu Picchu’dan çok etkileneceğimi tahmin etmiştim; öyle de oldu. Fakat Cusco beni şaşırtmıştı. Peru o yıllarda uzun süren bir tecrit döneminden çıkmıştı ve Aydınlık Yol’un komünistleri hâlâ Ayacucho’nun etrafındaki dağlarda direniyorlardı; turizm bugünkü gibi milli gelir kaynağı değildi. Ama sakin, durgun bir şehir olmasına rağmen Cusco, bana genç ve canlı gelmişti. Hep geri dönmek istedim.

Machu Picchu

Machu Picchu

Güney Amerika’nın kesintisiz en uzun süre yerleşim gören şehri olan Cusco, And Dağları’nın tepesinde, deniz seviyesinden 3.350 kilometre yüksekte kalıyor. 15. yüzyılda ve 16. yüzyılın başlarında İnka İmparatorluğu’nun merkeziydi. 1533’te istilacıların gelişiyle her şey değişti. İspanyollar hemen şehrin zenginliklerine el koydular; kısa süreliğine orada yaşadıktan sonra kıyıya, yeni kurulan sömürgeci başkenti Lima’ya doğru yollarına devam ettiler.

BENZER YAZI:  Ekvador'da yapılması gerekenler

Bugün kaldırım taşlı sokaklarda yürürken, geçmiş günümüzle olan çağdaş ilişkisini size gösteriyor. Binalardaki ince detaylı İnka işçiliği, daha yeni kolonyal yapıları görünür biçimde destekliyor. Cusco, geçirdiği kültürel dönemleri harmanlayan tek şehir değil (Sevirdeki Katolik ve Mağribi unsurların kaynaşması gibi) ama antik İnka mimarisi ile kolonyal stilin bileşimi, ona gizemli ve yaşayan bir antik atmosfer katıyor.

Plaza de Armas eskiden hayatın merkeziydi, hâlâ da öyle. Kolonyal kemerler muazzam katedral ile yanındaki kiliselerin ortasında kalan bakımlı meydanı çevreliyor; hepsi de İnka temellerinin üzerine inşa edilmiş. Kırmızı-beyaz bayraklar, gökkuşağı renklerindeki Tahuantinsuyo (İnka imparatorluğu) flamalarının yanında dalgalanıyor. Yirmi yıl önce Cusquerioların (Cusco sakinleri) İnka geçmişleriyle çok gurur duyduklarını fark etmiştim —geçen yıllar içinde bunu pazarlamayı da öğrenmişler. Buraya ilk geldiğimde meydanın etrafındaki birkaç vitrinde, rafting turları ya da arada bir Amazon havzasına geziler duyuruluyordu. Şimdi ise birileri elinize “çok özel” bir Kutsal Vadi turu broşürü tutuşturmadan, masaj yaptırmanızı ya da bembeyaz bir lamanın yanında geleneksel kıyafetli bir kadınla fotoğraf çektirmenizi teklif etmeden yürüyemiyorsunuz. Benim kaldığım zarif Belmond Palacio Nazarenas gibi manastırdan dönüştürülmüş beş yıldızlı oteller bulmak artık kolay. Trafik ışıkları çok nadir, fakat sokaklar arabalardan geçilmiyor.

Plaza de Armas Peru

Plaza de Armas Peru

“500.000 nüfuslu bir şehiriz ve hızla büyüyoruz —bence biraz fazla hızlı,” diyor Cusco sakini Carlos Unda Cano. Cana yakın doğa adamı Unda Cano, Andean University of Cusco’da bir profesör, ama buradaki insanların çoğu gibi turizm endüstrisi için de çalışıyor. Eko-turlar ve bisiklet turları konusunda uzman. “Ben çocukken sarışın biri gördüğümüzde parmakla gösterirdik. Yalnızca alpakaların gözleri maviydi. Şimdi ise…” Omuz silkiyor. “Burada yaşayanların %70’i ya direkt ya da dolaylı yollardan turizmle uğraşıyor. Son on yılda lüks turizm patlaması oldu.”

BENZER YAZI:  Havadan çekilmiş fotoğraflarla harabeler

Pazarın üst tabakaya yönelik kesimi gelişse de Cusco’da yaşayanların çoğu tabana yakın. Calle Mantas’ta ökaliptüs kokusunun odun ateşiyle karıştığı, sokak lambalarının sarı ışığı altında sıradan bir olay oluyor. Gece geç saatlere kadar çalışan ve sattığı yiyecekle etrafa iştah açıcı kokular salan aksi bir kadından bir paket taze patlamış mısır satın alıyorum ve birinin beni takip ettiğini hissediyorum. Arkamı döndüğümde küçük çocuk duruyor. Göz göze geliyoruz. Ona paketi uzatıyorum. Tereddüt etmeden alıyor ve gecenin içinde kayboluyor.

Devam edecek…

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir